Nisan 1968'de Chicago'da doğan Patricia
Arquette, oyuncu bir aileden geliyor; kanın
daki oyunculuk yeteneği de buradan... Bü
yükbaba Cliff, Hollywood; baba Lewis,
Broadway yıldızı... Abla Rosanna aktrist,
annesi şair ve mitoloji öğretmeni... Büyüdü
ğü evdeki zengin kitaplık ve eksik olmayan
sanatçı misafirler, Patricia'nın daha çocuk-
ken, oyuncu olmak isteyenlerin yıllarca uğ-
raşıp giremeyeceği bir ortamda bulunması
nı sağlamış.
Özellikle lise yıllarında okulla uyum sağ
lamakta çok zorlandığını ve sürekli okul
değiştirdiğini söylüyor. "Macera yaşamak
istiyordum, başkalarının maceralarını oku
mak değil... O zaman oyuncu olma düşün-
cesi az da olsa vardı, ama asıl isteğim
dünyayı bir uçtan bir uca dolaşmaktı..." di-
yen Arquette, 14 yaşındayken ablası Rosan
na'yla birlikte evden ayrılmış. Evden uzak
laşması dünyayı dolaşmasına yetmese de
ablasının çevresindeki birçok genç oyuncuyla tanışmasına
ve kıyıdan köşeden de olsa sinema camiasına girmesine
yol açmış.
Şansını denemekten hiçbir zaman korkmayan Patricia
Arquette, oyunculuk eğitimi almaınasına rağmen 18-19
yaşlarından itibaren kendi deyimiyle hep "oyuncu" olma
ya çalışmış. "Bir yaştan sonra ailemin etkisiyle mi, yok
sa Rosanna'yla birlikte olmamın etkisiyle mi bilinmez,
içimde bir oyunculuk ateşi yanmaya başladı. Oyuncu olmak isteyenlerin benim yaşıma kadar çoktan eğitime baş
lamış olması gerektiğini sanıyordum. Oysa benim eğiti
mim yoktu, bu yüzden, tutunmak için en iyilerden biri
olmak zorundaydım. Hem en iyi olmak, hem de kimse
nin tutsağı olmadan oyunculuk yapabilmek... Holywood
da bu ikisini birarada nasıl yapabileceğimi uzun uzun dü
şündüm ve şu sonuca vardım: Bu bir kumardı, ama ha
yatımın kumarı..." sözleri, daha o yaşlarda belirlediği
hedefe ulaşmak için her, türlü mücadeleye girebilecek ya
pısını ortaya koyuyordu.
Oynadığı ilk rol, genç oyuncu arkadaşlarının yardımıy
la bulduğu "Pretty Smart"taki küçük bir roldü. 18 ya
şında oynadığı bu rol küçük olmasına küçüktü, ama Patricia'yı mutluluktan uçurmaya yetti. Ayrıca, "A Nightma-
re on Elin Street 3"te oynama yolunu açtı.
İlk başrol aldığı 1991 yapımı "Prayer of the Roller
boys", uzun süre bir "neo-nazi filmi" olma suçlamasıy
la karşı karşıya kaldı. "Başrol oynadığınız filmin Nazi fil
mi diye damgalanması sizi etkiledi mi?" sorusunu, "Ha
la çocuk sayılırdım ve hiç param yoktu. Suçlamalar kar-
şısında üzüldün mü derseniz üzüldüm, ama bunun için
kimseden özür dilemeyi düşünmedim, düşünmeyeceğim.
Film hiç değilse maddi sıkıntılarımı giderdi başka da di
yecek hiçbirşeyim yok" diye yanıtladığında ortalık ayağa
kalktı, ama beklenenin aksine bu film kariyerinde bir
duraklamaya neden olmadı. Hatta Patricia, aynı yıl Di-
ane Keaton'ın TV için çektiği "Wildflower" fllminde can
landırdığı sağır kadın rolüyle "En İyi Kadın. Oyuncu"
ödülünü kazandı.
Bu ödülden sonra Patricia Arquette, aranan oyuncular
dan biri oldu. Eleştirmenlerle yıldızı hiçbir zaman barış
madı, çünkü Patricia'nın "Beyond Rengoon"dan sonra
yapılan eleştiriler için söylediği "Eleştirmenlerin sinema
dünyasında neden varolduklarını anlayabilmiş değilim. Sa
nıyorum sinemanın içinde bulunmayı beceremeyen insan
lar, bir şekilde eleştirmenlik yapıyor. Hakkımda yazdık
ları umurumda değil, hiç ilgilenmiyorum. Ayrıca benim
sinirimi bozacaklarını sanıyorlarsa da hiç uğraşmasınlar,
çünkü ne yaparlarsa yapsınlar bana karşı benim kadar
acımasız olamayacaklar. Kendi eleştirilerim dışında biri
nin görüşlerine ihtiyaç duyarsam ablam Rosanna'ya baş
vuruyorum, o da bana yetiyor" sözlerini, Hollywood'un o
ünlü "eleştirmen kastı" hala unutabilmiş değil.
Aslında Patricia Arquette'nin birileri tarafından mim
lenmek ya da çok sevilmek gibi bir derdi yok... "En iyi
kamera benim gözlerimdir, biraz ışık arıyorum o ka
dar..'" sözleri kimseyi umursamayan tavrının da bir öze
ti aslında... Patricia'nın Hollywood'daki tavrının yaşamın
bütün alanlarında da geçerli olduğunu düşünenler ise ya
nılıyor; çünkü eşi Nicolas Cage ve 6 yaşındaki oğlunun
bahsinin açılması bile ünlü oyuncunun gözlerini parlatma
ya yetiyor. O asi, umursamaz kadın gidiyor, yerine ha
lim selim bir ev kadını geliyor. 1995'te evlendiği Nicolas
Cage'le zaman zaman ayrı düşmek zorunda kalsalar da
bunun aşklarını öldürmediğini söylüyor.